Referans Medya

Kılıçarslan: Suriye’de İran’ın aşağılık katliamlarını destekleyen kim varsa paketlenmeli!

İsmail Kılıçarslan, Kudüs'te İsrail'in zulüm politikalarını ve bazı çevrelerin Kudüs üzerinden gerçek yüzlerini gizleme çabalarını değerlendiriyor.

09 Mayıs 2021 Pazar 20:32

Kılıçarslan: Suriye’de İran’ın aşağılık katliamlarını destekleyen kim varsa paketlenmeli!

Bazı sorulara bazı cevap denemeleri

Soru şu: “Kınayarak Mescidi Aksa kurtarılır mı?”

Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Daha doğrusu, ne yapınca Mescidi Aksa’nın kurtarılabilir olacağına dair bir öngörüm yok. Dahası, bugün itibariyle dünyadaki Müslümanların (devletlerin değil) niçin birleşip de Mescidi Aksa’yı kurtarmadıklarına dair bir fikrim de yok. 6-7 milyonu İsrail’de, bir o kadarı dünyada yaşayan Siyonist alçakların bir türlü zeval bulmamasının izahı nedir, inanın bilmiyorum.

“İsrail çok güçlü”, “dünya sistemini adamlar yönetiyor”, “zor abi, çok zor” gibi cümlelerin kalıplaşmış, bize ezberletilen cümleler olduğunu düşünüyorum. Dahası, dünyada komplo teorisi üreten hemen herkesin İsrail’in yenilemez olduğuna dair bir mitolojik anlatım geliştirdiğini düşünüyorum. İsrail yenilebilir. Yıkılabilir. Paramparça edilebilir. Siyonistler bire kadar kırılabilir. Saklanacak kaya arkası arayabilirler. Kabaca söylemek gerekirse “onlar da adam, biz de adamız.”

Soru şu: “Doğu Türkistan’a yeteri kadar tepki vermeyenler iş Filistin’e gelince niçin daha duyarlı oluyorlar?”

Bu sorunun kendisi, Türkiye Müslümanlarına kurulan tuzakların en büyüğüdür. Zira, sorunun kendisi, bizatihi sorulmuş olması bile “hakikati bükmekle” ilgileniyor. Türkiye’de Doğu Türkistan’a duyarsız bir tane Müslüman görmedim. Filistin’e Doğu Türkistan’dan daha duyarlı hemen hiçbir Müslüman görmüş değilim. Suriye, Irak, Myanmar ve diğer mazlum coğrafyaların bir “duyarlılık listesi”ne tabi tutulduğuna bir kez bile şahit olmuş değilim.

“Doğu Türkistan’a tepki vermeyenler…” kalıp cümlesinin bir yanıltıcılık, bir nifak sokma çabası olarak okunması gerektiğine kanaat ediyorum. Yeri gelmişken söylemek lazım ki Doğu Türkistan’la ilgili en büyük sıkıntımızın muhatap bulma ve bilgi akışı olduğunu düşünüyorum. Hamasetle kalkanın zararla oturduğu bir düzlem var elimizde Doğu Türkistan konusunda. Ne yaparsak yapalım sağlıklı bir “bilgi akışı”nı hayata geçirmeden başarılı olamayacağız.

İsrail konusunda hepimizi manipüle etmeye çabalayan mekanizmanın benzeri Çin konusunda da tıkır tıkır çalışıyor. Çin’in Türkiye’deki muhip ve yandaşlarının zannettiğimizden çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. “Bilgiyi bulanıklaştırmak” konusunda da müthiş şekilde çalışıyorlar. Üstelik bu bulanıklaştırma konusunda da genellikle “Doğu Türkistan konusunda hiçbir şey bilmeden hamaset üreten” bazı hocaları, kanaat önderlerini, STK’ları falan kullanıyorlar bence. Öncelikli işimiz “saha temizliği” olmalı bu hususta.

Soru şu: “Türkiye’de İran tarafından fonlanan aşağılık, rezil heriflerin berbat kampanyalarına karşı ne yapmak lazım gelir?”

Hem Suriye meselesinde, hem Filistin meselesinde, hem Doğu Türkistan meselesinde doğrudan suyu bulandıran, doğrudan ortalığı karıştıran İran destekli aşağılık, rezil herifler var. Bunu biliyoruz. Aslında burada devletin yapması gereken bir şey var. Bu heriflerin tamamına “ajan muamelesi” yapmak. Fakat gördüğümüz kadarıyla yapmıyor. Pers imparatorluğu hayali peşinde koşan mezhep devleti İran’ın çıkarları için tüm dünyayı ateşe vermekten çekinmeyecek bu aklı tutulmuş insanlara gerçekten bir yaptırım uygulamak gerekiyor. Çünkü gördüğüm kadarıyla bu ajan bozuntularına, bu aşağılık heriflere devlet bir şey yapmazsa Türkiye Müslümanları bir şey yapacak artık. Böyle bir şeyi can-ı gönülden istesem de doğru bulmuyorum. Hukukun işlemesi gerekir, bunlara ajanlık muamelesi yapmak gerekir. Suriye’de İran’ın aşağılık katliamlarını destekleyen kim varsa paketlenmesi gerekir.

Türkiye, etki ajanlığı yapan mezhepçi, Farsçı karaktersiz karakterlerin ellerini kollarını rahatlıkla sallayarak dolaşabilecekleri bir ülke olmamalı. Türkiye buna müsaade etmemeli. Egemenliği bakımından da etmemeli, uzun vadeli çıkarları bakımından da etmemeli, toplum vicdanı bakımından da etmemeli.

Soru şu: “Peki ya şimdi ne olacak?”

Şimdiki şimdide ve sonraki tüm şimdilerde sadece ve sadece Allah’ın dediği olacak. İsrail yıkılacak, yeryüzünde tek bir Siyonist kalmayacak. Kisra’nın sarayını yeniden inşa etmenin hayalini kuran mezhepçiler o kurdukları hayalin altında kalacaklar. Çin zeval bulacak ve Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz özgürlüklerine kavuşacak. Dünyadaki mazlumlar dünyada adalet, huzur ve ferahlık getirecekler. Buna inanmayan gavurdur benim nazarımda.

Tabii, bütün bunların olması için ne yaptığımız ve ne yapmadığımız da imtihanımıza dâhil olacak. Buna inanmayan da gavurdur vesselam.

İsmail Kılıçarslan / Yeni Şafak

Facebook'la Yorumla

BENZER HABERLER